Şiddet-Fiziksel ve ruhsal yaptırım hayatımızda nasıl bir yere sahip?

Ana sayfa » Şiddet
Analiz

Şiddet

Şiddet nedir?

Kelime anlamıyla yeğinlik ve sertlik anlamlarına gelen şiddeti şu şekilde tanımlayabiliriz: bir hareketten doğan güç, kaba kuvvet kullanma, kaba güç ile duygu ve davranışta aşırılık…  Etimolojik olarak incelendiğinde, Arapça şdd kökünden gelen şiddet (şiddat); sertlik, katılık ve yoğunluk sözcüğünden alıntıdır.

İfade biçimi olarak şiddet ise bireyin fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik yönden hasar almasıyla, hatta acılarla boğuşması ile neticelenen bir davranış biçimidir, bu davranış biçimi beraberinde tehdit ve baskıyı getirir. Vurgulaya vurgulaya açıklanması gereken şiddet, özgürlüğü elinden alınan bir çocuğun yaşadığı ıstırap kadar şeytanidir. Şiddetin olduğu yerde keyif ve haz yoktur. Aslında şiddet, bir toplumun sağlık bozukluğudur, hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasıdır. Şiddet içinde bulunduğu toplumun, bilincinden ve tepkisel eylemlerinden kendine bir bina inşa eder.

Şiddet-Fiziksel ve ruhsal yaptırım hayatımızda nasıl bir yere sahip

Şiddet bir döngü halinde gelişir ve sürekli kendini tekrar eder. Dört çeşit şiddet vardır: Fiziksel, sözlü-duygusal-psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddet…

Fiziksel şiddette tokat atmak, tekmelemek, yumruklamak ve sert bir araçla kişileri tehdit etmek ve kişilerin bedenlerine zarar vermek başlıca etmenlerdir.

Sözlü-duygusal-psikolojik şiddette, hakaret etmek, aşağılamak, küçük düşürmek, tehdit oluşturmak, küfretmek, kişinin özgürlüğünü kısıtlayacak eylemlerde bulunmak gibi vakalar yer alır.

Ekonomik şiddette kişinin gelirini kontrol altına almak, kişiye az maaş ödemek, çalışmaya veya çalışmamaya zorlamak gibi ekonomik baskıya maruz bırakacak her türlü eylemden söz edebiliriz.

Cinsel şiddette ise, bir kadını zorla cinsel ilişkiye zorlamak, kişiye cinsel içerikli sözler söylemek veya kişiyi bu sözleri söylemeye zorlamak, kadını fuhuşa itmek, cinsel organlara zarar vermek, kişiyi cinsel yönden azarlamak ve bunlara benzer baskı yöntemleri uygulamak…

Arzu Çevikalp

1982 yılında İstanbul’da doğmakla başlayan hayatım, 10 yaşında yazı yazmakla ve her yazdığını kodlamakla anlam kazanır. Sadece şiir, deneme ve öykü gibi türlerde yazı yazmak yetmez, ilgi alanlarımın genişlemesiyle yepyeni türlere doğru yelken açarım. Film eleştirileri, kısa haberler ve diğer muhtelif sinema yazıları... Açıkça ifade etmem gerekirse, sinema hakkında yazı yazarken tıpkı ufak bir çocuğun annesini gördüğünde sevindiği kadar seviniyorum ve kendimi bembeyaz bulutların arasında dans ediyor gibi hissediyorum. Hiç bırakmayacağım bir görev.

1 Yorum

Yorum bırakınız

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!