Filmlerde yaşanan vahşet ve şiddet- Arzu Çevikalp'in kaleminden...

Ana sayfa » Filmlerde yaşananlar ve vampirlik
Psikoloji

Filmlerde yaşananlar ve vampirlik

Eskiden filmlerde kendi yaşantımızdan kareler görürdük

Çürük sistem içinde, gözlerimizin görmek istemediği istemediği bazı görsellerin öne çıkması bizi gitgide despresif hale getiriyor. O görselleri imha edip, zihnimize yeni görseller eklemek istiyoruz ama bunu nasıl yapacağımızı bilmiyoruz. Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için. Birlikten kuvvet doğar öyle değil mi? 

Filmlerde görülen şiddet 

Son zamanlarda insanlar neredeyse vampire dönüşmeye başladı. Bunun en büyük sorumlusu kış uykusundan uyanan şeytandır. Şeytanla işbirliği yapan vampirler, toplumumuzun kanı ile beslenmektedir. Yani filmlerde yaşanan vahşet ve şiddet, o kadar çabuk gerçekleşmeye başladı ki, inanılacak gibi değil! Eskiden filmlerde kendi yaşantımızdan kareler görürdük, ama şimdi ise durum çok farklı. Çünkü filmlerde izlediğimiz olaylar aynen gerçekleşiyor. İşler tersine döndü. Aslında hayatımız şiddetin ta kendisi! Şiddet her geçen gün daha çok yayılmaya başlıyor. Her zaman filmlere suç atıp dururuz, neden filmlerden bu kadar etkileniyoruz diye, ama asıl suçu kendimizde aramalıyız. Eh ne de olsa kendi kendimizin katili olduk. Farkında olmadan kendimizi öldürüyoruz, bu da bizi gittikçe tüketiyor. Dünyamız başımıza yıkılmak üzere! Eh, peki biz ne yapıyoruz? Tabi ki yangına körükle gidiyoruz. Ama unutulmamalı ki, güneş balçıkla sıvanmaz. Maalesef tarih tekerrürden ibaret olmaya başladı ve buna dur diyemiyoruz. Sorarım size her gün kendi filminizi seyretmek nasıl bir duygudur diye…? Eğer tüm bu yazılanların filmi çekilseydi, sanırım rekor kırardık. Biri bunların filmini yapmalı!

filmlerde

Tabi tüm bu karışıklığa bir de kötü hava şartları eklenince her şey darmadağın oluyor. Haziran ayında bu denli yağmur yağdığını da, şu ana kadar hiç görmemiştik. Bu deneyimi de yaşadık. Dünya tersine döndü desenize! Herhalde bu sene yaz yaşayamayacağız. Demek ki, zor günler yine bizleri bekliyor. Belki bu heybetli yağan yağmur beraberinde tüm kötülükleri alıp götürür. Bu yüzden olumlu düşünmek gerek. Ne de olsa, su berrak ve durudur, negatif enerjiyi alır götürür uzaklara! Hatırlarsanız 2013 yılında ne çok badireler atlatmıştık. Gerçi 2014 yılı için de farklı bir durum söz konusu değil.

filmlerde

“İmkansız”, yalnızca negatif içerikli bir yönlendirmedir

Keşke çabucak yaz gelse de, kafamızı dinleyip tatil yapsak. Ama o kadar kolay olmayacak gibi görünüyor. Çünkü Ağustos ayı bizi biraz gerecek. İçimizdeki tüm negatif enerjileri Pandora’nın Kutusuna hapsetmek istiyoruz. Yıllarca o kutunun içerisinde kapalı kalsınlar! Pozitif enerjileri o kadar çok özledik ki, adeta mumla arar olduk. Sanki karanlıkta kaldık da, ışığımız yok. Bizi aydınlatan her şey patır patır dökülüyor. Tıpkı duvarların kirişleri gibi… Bunu farklı bir ifadeyle de açıklayabiliriz: ışık perdeye yansır, ancak perdenin arkası hep karanlıktır. İçinde bulunduğumuz olumsuz şartları, bu yazdıklarımızı doğrular nitelikte… Bilmediğimiz ve hatta bilmek istemediğimiz o kadar çok şey var ki… Onları hiç hesaba katmıyoruz bile. Bazı şeyleri sineye çekmek en doğrusu. Karabasan görmekten her ne kadar bunalsak da, onunla yaşamaya alışmak zorundayız. Şu da bir gerçek ki, bardağı dolu tarafından görmek bizi çok farklı noktalara taşıyabilir.

Bir dünya hayal edin, içinde yalnızca istedikleriniz olsun, istemediklerinizi o dünyanın içine müdahil etmeyin. Kimse haberdar olmasın dünyanızdan. Hatta canınız sıkıldığında orası sığınacağınız bir limandan ibaret olsun. İster geminiz o limanda dursun ister geminiz o limandan hareket etsin, üzüntü yaşamadığınız sürece sıkıntı yok.

Netice itibariyle; yeryüzünde el değmemiş bakir bir yer yok ne yazık ki, ama o yeri siz yaratabilirsiniz. Düşünce gücüyle bu mümkün. İnsanın beynine kazıdığı sözcüklerden biri olan “imkansız”, yalnızca negatif içerikli bir yönlendirmedir. Zaten gerçekleşmesini istediğiniz bir olay için imkansız dediğiniz an, o olayın gerçekleşmesi imkansız olur. Gelin onu hep beraber gerçekleştirelim. Ne dersiniz?

Arzu Çevikalp

1982 yılında İstanbul’da doğmakla başlayan hayatım, 10 yaşında yazı yazmakla ve her yazdığını kodlamakla anlam kazanır. Sadece şiir, deneme ve öykü gibi türlerde yazı yazmak yetmez, ilgi alanlarımın genişlemesiyle yepyeni türlere doğru yelken açarım. Film eleştirileri, kısa haberler ve diğer muhtelif sinema yazıları... Açıkça ifade etmem gerekirse, sinema hakkında yazı yazarken tıpkı ufak bir çocuğun annesini gördüğünde sevindiği kadar seviniyorum ve kendimi bembeyaz bulutların arasında dans ediyor gibi hissediyorum. Hiç bırakmayacağım bir görev.

Yorum ekle

Yorum bırakınız

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Abonemiz olmak ister misiniz?

Güncel yazılarımızdan haberdar olmak için, lütfen bize katılın!