Ana sayfa » Halkla İlişkiler (PR) Hizmeti

Halkla İlişkiler (PR) Hizmeti

Halkla İlişkilerin İlkeleri

Halkla ilişkilerin bir meslek olarak kabul edilmesi için halkla ilişkiler çalışmalarının bazı temel ilkelere uyularak yapılmasına bağlıdır. Bu ilkelere uyulması halkla ilişkilerin inandırıcılığını ve saygınlığını arttıracaktır.

Halkla ilişkiler çalışmalarında her zaman gerçekleri ortaya çıkarmak ve yalnızca bu gerçekleri yansıtmak halkla ilişkiler alanında çalışan her kurum ve kişinin büyük bir özenle uyması gereken en önemli ilke ve kuraldır . Halkla ilişkiler çalışmalarında yalnızca gerçeklerin yeri vardır kurumun güvenlik nedeniyle açıklamaması  gerekenler dışında hiçbir şey halktan  gizlenmeden açıklanmalıdır.  Gizli kapaklı politika ve eylemlerden kaçınmalıdır. Halkla ilişkiler çalışmalarının amacı kurumun camdan ev gibi olmasını sağlamaktır. Gerçeklerden uzaklaşan ya da gerçekleri saptırarak kitlesini kandıran bir halkla ilişkiler faaliyeti başarılı gibi görünse de kısa zamanda kuruma  zarar verir.

 Halkla ilişkiler çalışmaları ; henüz bir faaliyetin sonuçları alınmadan diğer bir faaliyetin başlatıldığı süreçtir. Doğal olarak temel amacı güven ve destek sağlamak olan böylesine bir çalışmada kısa sürede bir sonuç beklenilmemelidir.  Çünkü karşılıklı güven ve saygı ancak uzun süreli ve yapıcı ilişkiler sonucu ortaya çıkar .”Kurumsal İmaj, küçük küçük noktalardan oluşan bir fotoğraf gibidir bu noktacıkları fotoğrafı oluşturması hiç kuşkusuz Uzun sürede planlı çalışmalar sonucunda gerçekleşir” Betül Mardin’in ifadesi  bu durumu net açıklamaktadır.

Kurumun ilişkide bulunduğu insanların zihninde kurumsal  imajın oluşturulması için halkla ilişkiler çalışmalarının tekrarlanması gerekir .Bu durum halkla ilişkiler çalışmalarının süreklilik ilkesi olarak adlandırılır halkla ilişkilerde büyük küçük iş ayrımı yoktur. Her çalışma önemlidir kurumda herkesin halkla ilişkiler açısından sorumluluğu vardır .Bu anlamda bir  genel müdür ile çalışan  arasında hiçbir fark yoktur.

Halkla ilişkiler her şeyden önce kurumun yakın çevresinin içinde başlar. Bir kurumun dışa dönük halkla ilişkiler faaliyetlerinde başarılı olabilmesi için kurum içi halkla ilişkiler çalışmalarındaki başarısına bağlıdır. Başka bir deyişle kurum kendi çalışanları ile iletişim kuramaz onların sevgisini güvenini kazanamaz, çalışanların kurumunu benimsemesine kendilerini kurumun bir üyesi olarak görmelerini sağlayamazsa ,o kurumun dışa yönelik halkla ilişkiler faaliyetleri de başarılı olamaz.

Halkla ilişkiler uzmanları örgüt yönetimine halkın düşünce ve tutumlarıyla ilgili bilgileri getiren, girişimci fikirler üreten, tanıtma kampanyaları geliştiren, kampanyaları yönetim politikasına uygun olarak yöneten kişilerdir. Halkla ilişkiler uzmanlarının özellikleri arasında; yaratıcılık, inisiyatif, düşünceleri açık ve basit şekilde yazarak/konuşarak iyi ifade edebilme temel şartlarının yanı sıra, kamu ve özel sektör örgütlerinde danışmanlık yapabilme, halk ile olumlu ilişkiler tesis ve idame edebilme, karar verme ve problem çözme, araştırma becerileri sıralanabilir. Halkla ilişkiler uzmanları; dışa dönük, kendine güvenen, insan psikolojisi ve motivasyonundan anlayan, rekabetçi, esnek ve takımdaş özellikli olmalıdır.

Halkla İlişkiler Uygulamacısının Sorumlulukları ve Görev Tanımı

Halkla İlişkiler , yaratıcılık ve yorum isteyen bir yönetim biçimidir.  Yaratıcılık ve yorumun da bilgiye ihtiyacı vardır. Halkla ilişkiler , önce kendinizi tanımanızla başlar ve en küçük çevrenizden ,en büyük gruplara , uluslara kadar devam eder.

Halkla ilişkiler uzmanlarının görevleri çok   hassastır.  Ticari kaygı ile sosyal sorumluluk davranışlarını dengeleyen bir çalışma türü sergileyerek çalışırlar.

Kişinin önce kendi gelişimini tamamlaması , daha sonra başkalarına faydalı olması  beklenir.

Halkla İlişkilerde Mustafa Kemal Atatürk

Bugüne kadar farklı meslekler ve roller penceresinden (asker, devlet adamı, politikacı, parti lideri, öğretmen, yazar, cumhurbaşkanı, devrimci, vb.) değerlendirilen Mustafa Kemal Atatürk; Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’yla başlayıp Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine kadar gelen (ve aslında daha sonrasında da devam eden) süreçte, halkla ilişkilere dair çoklu faaliyetler de gerçekleştirmiştir. Bu yüzyıldan geçmişe doğru halkla ilişkiler perspektifinden bakıldığında, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu süreçte azımsanamayacak ölçüde iyi bir halkla ilişkiler uzmanı olarak çalıştığı görülmektedir.  Kurtuluş Savaşı’yla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu sürecine bakıldığında Atatürk’ün kamuoyu oluşturma, ikna edici iletişim çalışmalarına büyük önem verdiği görülmekte ve bu çalışmaların bizzat uygulayıcısı olarak öne çıkmaktadır.  Kaynak kitap ve filmler listesinde size bir araştırma çalışması sunuyoruz. Araştırmada; Atatürk’ün halkla ilişkiler faaliyetleri yürütüp yürütmediğinin, halkla ilişkiler uzmanı rolleri üstlenip üstlenmediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır.

Atatürk’ün yurt gezilerinin kimi zaman iç/dış tehditlerin kimi zamansa devrimlerin öncesinde, sonrasında gerçekleştirilmiş olması, bu gezilerin belirli bir program çerçevesinde ve gündeme bağlı kalınıp planlı mesajların verildiği görüşünü ortaya çıkarmaktadır. Gerek savaş döneminde gerek devrimlerin zeminin oluşturulup sürdürülmesinde halkla bir araya gelerek onların görüşlerini aldığını, bakış açılarını öğrendiğini, böylelikle yapılması gerekenleri belirleyerek devrimleri; kamuoyunu ikna edip rızasını alarak gerçekleştirdiğini belirtmektedir. Yurt gezilerinde, gerçekleştirilecek devrimlerle ilgili halkı hazırlarken önceden gerçekleştirilmiş ve gerçekleşmekte olan devrimler için de bir bakıma halkın bakış açısını öğrenmektedir. Örneğin, bu mevcut çalışmalardan yola çıkılarak Atatürk’ün halkla ilişkilerinde, iletişimci rolünü üstlendiği görülmektedir. Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekleştirdiği halkla ilişkiler faaliyetleriyle kamuoyuna verdiği mesajların yıllar içindeki değişimine bakıldığında; 20’lerde Cumhuriyet rejiminin yerleştirilmesine dayanan birlik, bütünlük mesajlarının verildiği; 30’larda ekonomik sorunlara ilişkin mesajların olduğu, gerçekleştirilecek ekonomik uygulamaların içeriğini ve önemini açıklamaya yönelik olduğu görülmektedir. Bu açıdan değerlendiğinde kamuoyuna mevcut durumu, olanı, yapılanları anlatmak; halkın onayını alma çabası bulunmaktadır .Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı ve devrim yıllarında genelge, bildiri, telgraf, mektup, yazılı basın gibi farklı iletişim araçları ve ortamları kullanarak, stratejik iletişim yönetimi, simetrik iletişim, katılımcı kültür ortamı, liderlik unsurlarından yararlandığını belirtmektedir. Atatürk’ün gerek savaş gerek Cumhuriyet döneminde stratejik iletişimden yararlandığı belirtilmektedir. Bu bağlamda Atatürk; 10.Yıl Nutku, Nutuk gibi söylevlerinde yaratmak istediği toplum idealine, rejiminin devamlılığına yönelik söylemlerde bulunmaktadır.

 Atatürk döneminde günümüz anlamıyla Amerikan tarzı profesyonel bir halkla ilişkilerin var olmadığını ancak bununla birlikte Atatürk’ün çalışmalarının, toplumsal faydaya yönelik halkla ilişkiler faaliyetleri olarak adlandırılabileceğini belirtmektedir. Örneğin Atatürk, Kurtuluş Savaşı döneminde önde gelen kişilerle, gruplarla iletişim, ilişki kurarak bir anlamda lobi faaliyetleri gerçekleştirmiştir. Örgütlü güçlerle iletişimin sağlanabilmesine, halkın gelişmelerden haberdar edilmesine önem veren Atatürk genelgeler yayınlamış, telgrafa, gazeteye önem vermiştir. Mevcut yayınların, cemiyetlerin yayın organlarının yanı sıra Atatürk, Sivas’ta İrade-i Milliye; Ankara’da Hakimiyet-i Milliye gazetelerinin çıkarılmasını sağlamıştır. Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün devrimleri halka tanıtmak, benimsetmek için çaba gösterdiğini bu amaçla yurt gezileriyle gazetelerden yararlandığını, okullar kurduğunu hatta yenilikleri önce kendisi uygulayarak bir örnek oluşturduğunu görüyoruz. Yurt dışı ilişkiler açısından basın ilişkilerine önem vererek yabancı yayınlara röportajlar verdiğini ,La Turquie Kemaliste dergisini yayınlattığını biliyoruz.

*İstanbul İşletme Enstitüsü Halkla İlişkiler Notları