Makine-Insan ortaklığı ve Pandemik Dünya | Arzu Çevikalp
Ana sayfa » Makine-Insan ortaklığı ve Pandemik Dünya
Serbest Kürsü Teknoloji

Makine-Insan ortaklığı ve Pandemik Dünya

  • 1 ay önce
  • 6Dakika
  • 1583Kelime
  • 45Görüntüleme

Pandeminin hayatımıza girişiyle, teknolojiye olan ilgimiz ve tüketim oranımız oldukça arttı ve bu artış beraberinde hem birçok avantajı hem de dezavantajı getirdi. Söz gelimi, Endüstri 4.0 ile gelişen makine-insan arasındaki güçlenen ve önüne geçilemeyen ilişki, çok büyük bir faydalar sağlarken sonraları zorlu bir sürece dönüşmeye başladı. Pandeminin ilk dönemlerinde birçok işimizi teknolojik araçlarla görmeye başladık ve hayatımızı uzaktan komute ederek ‘gerçek insan kavramı’ dediğimiz iletişim modeline de veda etmiş olduk, yani onu tamamen geri dönüşüm kutusuna attık. Diğer bir deyişle; kendimizi tamamen, makinalara teslim ettik, peki bunu isteyerek mi yaptık? Hem evet hem de hayır!

Makine-insan ve kapitalizm

Ya sisteme uyacaktık ya da sistemden dışlanacaktık. O halde şunu sormak esas oldu, biz olmasak makineleri kim üretecekti? Makine ve insan birbirine tam anlamıyla bağlı, ancak bu bağlılığı kötüye kullanmamak gerek, terazinin bir ucu ağır bastığında problemler giderek çoğalıyor ve çözüm üretmek de zorlayıcı hale geliyor.

Mesela işlerimizi uzaktan yönetmek veya eğitimimizi sürdürmek için bilgisayara ihtiyacımız var. İşte tam da burada sistem akıl almaz bir döngüye giriyor. Bilgisayarınız bozulduğunda veya yeni bir ürün almaya gittiğinizde satın alamıyorsunuz, çünkü pandemi nedeniyle az ürün üretiliyor, ya da o ürünler internet üzerinden satılıyor. Göremediğiniz ürünü neden alasınız ki! Sizi sistem muhtaç bırakıyor ve daha da kötüsü sınırlı sayıda üretildiği için stok yok. Bu kısır döngüden ancak kapitalizmin arzularını yerine getirerek çıkarsınız, o da para ile oluyor.

Pahalılık ve az stok nedeniyle, erişim sorunu yaşıyoruz, teknoloji sürekli yenilenirken biz ona yetişemiyoruz, deyim yerindeyse tükenen bir nesil haline dönüşüyoruz. Dijital dünyanın dönüşüm geçiren kullanıcıları olan biz, umutsuzluğa itilerek gerçekliğin özünü yitirişini bir tiyatro oyunuymuş gibi seyrediyoruz, halbuki bu dönüşümü lehimize döndürebiliriz ve buna yeterince gücümüz var.

makine-insan

Makine-insan ve siber güvenlik 

Makineler çalıştıran insanların yerine yapay zekâ sistemiyle geçen otomot robotlar hayatımızı hem kolaylaştırıyor hem de zorlaştırıyorlar, tam tersine gerçek olanı yok ediyorlar ve giderek sanallaşıyoruz. Sorununuza çözüm aradığınızda canlı insan olmadığı için hayal kırıklığına uğruyorsunuz, çünkü robotlar sizin yerinize cevap yazıyorlar, ancak o cevaplar hep aynı cevaplar oluyor. Yinelemeye en iyi örnek otomatik chat botları ve mail aracılığıyla gelen otomatik mesajlar…

Arz-talep dengesindeki değişiklik nedeniyle, yeni bir kapitalist model yarattık ve bu kapitalist model zorunlu ihtiyaçlarımıza karşılık gelmemeye başladı. Nedir bu model?

-Siber evren

-Hızlı üretim

-Hızlı tüketim

-Yeni iş kolları

-Sanal iletişim

makine-insan

Hatırlarsanız, Sanayi Devriminde işgücünü azaltan buluşların hızlı gelişimi ile insan ve hayvan gücü gerektiren uygulamalar sanayi devrimiyle evrimleşmişti, bugün de aslında benzer bir sorunla karşı karşıyayız. Makineleşme ile yapay zekanın teknolojinin büyük bir alanında karşımıza çıkıyor oluşunun yanı sıra, robotik teknolojilerin öngörülemez değişimi bizi bugün bu noktaya getirdi ve birçok insan işsizlik nedeniyle can çekişiyor. Kapitalizm, dişlerini sıkı bir biçimde insanların üzerine geçiriyor.

Terazi maalesef hiyerarşik düzende işlemiyor, zengin yine zengin ve fakir de olduğundan daha da fakirleşiyor. Biz makineleri yöneteceğimize, onlar bizi yönetiyor, zira burada hayatı kolaylaştırma ilkesi devreye giriyor. Kolaylaştırdığı doğru ama kullanım sınırını/limitini aştığınızda, kördüğümden farkı kalmıyor. Tıpkı uzaktan eğitimde olduğu gibi…

Teknolojik öğrenme 

Parası olan varlıklı kesim iyi kötü teknolojik öğrenme sistemine yatırım yapabiliyor, ancak imkânı olmayan kesim ne yazık ki eğitimden mahrum bırakılıyor. Bazen de tam tersi oluyor, parası olan kişi istese de satın alamıyor, çünkü erişim sorunu yaşıyoruz. Ürün satın almak için belki haftalarca ve aylarca beklemeniz gerekiyor. Şu an bu durum her ne kadar olumlu olsa da hala labirentin içinde kendimize çıkış yolu arıyoruz.

Bir de tüm bunlar yaşanırken, siber güvenlik ihlallerinin de teknolojinin gidişatını farklı yönde değiştirdiğini de hesaba katmak gerek…

Şunu hepimiz çok iyi biliyoruz ki, internet hayatımızı kolaylaştıran bir mecra olsa da hiçbir zaman tam anlamıyla güvende değiliz. Nasıl ki günlük yaşantımızda hırsızlarla savaşıyorsak, internet ortamında da bu savaşımız devam ediyor. Her gün şimdi ya hesabımız çalınırsa diye düşünmeden edemiyoruz, ama maalesef bununla ilgili herhangi bir siber hukuk yok. Bu bağlamda, hepimiz siber güvenlik uzmanı olmak zorundayız, bunu önce kendimiz için, sonra toplum için yapmalıyız. Siber güvenlik uzmanlığı eğitimleri artmalı ve siber hukuk üzerine özel bir yasa çıkmalı, bu eğer yapılmazsa hepimiz mağdur olmaya devam edeceğiz. Kim hakları gasp edilsin ister ki!

Gündelik sıkıntılarla dolu bir dünyanın nasıl ki yükünü sırtımıza aldıysak, interneti de aldık, ama çözüm konusunda elimiz kolumuz bağlanıyor.

makine-insan

Teknoloji Bağımlılığı 

Düşünsenize internetin bir gün boyunca tüm dünyada olmadığını, kim bilir neler olurdu. Bundan çok kısa bir süre önce Facebook, Instagram ve Whatsapp çöktü. Bazıları sebebinin serverlarda yaşanan aşırı yoğunluk oluğunu söylerken, bazıları da siber saldırı olduğunu belirtti. Saatlerce bu medyalara erişim sağlanamadı ve birçok kullanıcı sosyal medyasız yapamayacağını kanıtladı, hatta okuduğum bir makalede bazı fanatiklerin Facebook’un yönetim yerine gittiğini öğrendim. İşte bu bizim teknoloji bağımlılığımızın en büyük göstergesi!

Bu kadar olumsuzluğa sahip teknolojinin tabi ki avantajları da var. Aydınlığın içindeki karanlık, karanlığın içinde de aydınlık gibi… İnsan düşüncelerini diğer insanlara hızlı bir şekilde aktaran teknoloji işlevsel bir şekilde kullanıldığında yaşamı iyileştiriyor, yani sanal depolama ağı oluşturuyor. Uzakta olan insanlarla konuşmamıza ve her türlü bilgiye erişmemize vesile oluyor. Teknoloji bazı sorunları çözme anlamında oldukça başarılı ve bu nedenle pratik amaçlar sunduğunu hiçbirimiz yadsıyamayız, çünkü hızlı bir veri akışıyla beraber zaman kavramı ortadan kalkıyor ve farklı araştırmalar yapmamıza olanak sağlıyor. Ezcümle, mesafeler tamamen ortadan kalktığı için ticari edinimler kazanmamıza yardımcı oluyor.

makine-insan

Güçlenen Makine-insan ilişkisi 

Teknolojinin bir ayna olduğunu söylemek zor olmaz, iyi insan aynada iyi, kötü de kötü görünür. Sınırsızlığın içinde, ahlak ve iradeyi bozmadan hareket ettiğimizde teknoloji bizim her zaman yoldaşımız olacak, ne zaman ki gereksiz açgözlülük devre dışı kalır, o zaman sağlıklı beyinlerle innovasyonların ve enformasyonun geleceğinden bahsederiz.

Global köy teorisini ortaya atan Mc Luhan Enformasyon çağı, imajımızdaki dünyayı yeniden yapmaktadır.” diyor, ama Castell farklı bir teori daha ortaya koyuyor: “kimin daha erken erişime sahip olduğu, neye eriştiği önemsiz de değil, çünkü televizyonun tersine internet tüketicileri aynı zamanda onun üreticileri, içerik yaratıyor ve ağı şekillendiriyorlar.” Bu ağ eğer bize emanetse, ona her türlü sahip çıkmalı ve korumalıyız.

Sonuç olarak; pandemi teknolojiyi de dünyayı da tersine çevirdi, tüm dengeler allak bullak oldu ve giderek daha da karmaşık hale geliyor. Pandemi nedeniyle bireyselleştiğimiz çareyi teknolojide ve sosyal medyada arıyoruz, bize her türlü imkânı verdiği için bir şekilde vaktimizi geçiriyoruz, aksini yapmak istesek de yapamıyoruz, zira çok alıştık. İç dünyamızda sanallığımızı güçlendirip, çeşitli işler yapmaya yöneliyoruz. Teknoloji sosyal mesafeden korkan insanların uğrak merkezi haline dönüşürken, bazıları için de kabusa dönüşüyor. Gençler kolayca adapte olurken, orta yaş ve üzeri için durum zorlaşıyor. Sözün özü; pandemi eşitsizlik yarattı, her zaman teknoloji ile iç içeydik, ama yüz yüze iletişim arka plana geçti. Onun yerine, et ve tırnak gibi olan makine-insan ilişkisi güçlendi.

Bir sonraki yazımda görüşme dileği ile… ☺️

[google-translator]

Arzu Çevikalp

Sözcükler ve İzler
Aydınlık günleri bekleyen bir yazar ve düşünür... Analiz eder, araştırır ve adalet arar. İnsan Hakları için canını dişine takar.
Bildiklerini sözcüklerin sihirli dili ile okuyucuya aktarır ve hiçbir zaman mücadeleyi bırakmaz. Kendine karşı farkındalığı geliştiğinden beri kalemi en kuvvetli silahı olmuştur. Edebiyat, sanat, siyaset, psikoloji ve sinema ilgi alanlarını oluşturur. Edebiyat, sanat, siyaset, psikoloji, sinema, teknoloji ve siber güvenlik ilgi alanlarını oluşturur. Ayrıca Google Adsense Altın Ürün uzmanı ve adsenseturkiye.com.tr yöneticisidir.

Yorum Bırak

Yorum yapmak için tıkla

Sponsorlu Bağlantılar